25 Ocak 2015 Pazar

nefret ve hoşgörü adına;

ortaya konulmuş bilinmeyen ama yasanması gereken bir ortamdan geliyorum bugün yine.
yine diyorum çünkü;
defalarca istemediğim ama bulunmak zorunda kaldığım yerlerden geldim. aptal insanların oluşturdukları, kendilerine mesken bildikleri ve benimsedikleri yerlerin tozunu yuttum yıllarca.
sanki benim değilmişcesine.
sonra;
sanki hep benim olmuşçasına yaşadım.
arada bir şarkı çaldı, içinde kendimi aradım; bulamadım.
kapıdan giren olmadık tipin içine düştüm. arkalara gittim. 
uzun saçlı, sakin kızın içinde kendimi aradım; bulamadım.
bir sigaranın ucunda kendimi aradım. ateşin parlaklığında buldum kendimi. 
utandım. 
gözler benim üstümdeymiş gibi hissettim uzun süre. 
sonra;
beni bu bilinmezlik ortamına sürükleyen yeri aradım kendimde.
buldum.
ilerledim.
yaşın, konumun önemi yoktu.
yanımda oturan yeni yetmeye döndüm.
asıl hikaye o zaman başladı.
ben nefretin içinde büyüyen, 
aşkı bilmeyen,
tutkuyla büyüyen 
bilinmezliğin öbür adıydım.

1 yorum:

  1. Ne de güzel bir "kendine arayış" olmuş.
    Buna yorum yapmak bile saçma ama: "Kendimi buldum." demek istiyorum, yazında kendimi buldum. Kim kendini bulmaz ki bu yazıda. Tezer Özlü okur gibi...
    Teşekkürler :)

    YanıtlaSil