ilk kez başlığımı yazımdan önce attım.
o kadar emindim ki yazacaklarımdan tamamen o yüzden.
kendimi arayışlarım içinde kaybolur gibi hissederken, senin yanında hissetmek, senin gözlerinde yaşamak gibiydi bu gece hayat.
konuşurken anlatamadıklarım var bu yazıda. söylemek istediklerim ama anlatamadıklarım.
seni kaybedeceğimi bile bile içimde tuttuklarım var..
serzenişlerim boşuna. anlattıklarım yavan.
seni anlatmak seni yaşamak kadar zor.
içim acıyordu konuşamadıklarım için. içim acıyor dememdeki sebep buydu.
küsmek bana göre değil. sana kırgın olmak ne mümkün.
yorulmuyorum senli zamanlarda. seni beklemek canımı acıtmıyor. senin için şarkılar dinlemek senli bir güne uyanmak acıtmıyor içimi. uyumuş mudur ya da uyanmış mıdır acaba diye düşünmek. hepsi güzel hepsi senli.
aşk tekildir.
okuduğum bir kitapta son cümle '' aşk, iki kişiliktir.'' di.
yalandı. yanlıştı.
aşk, tek kişilikti.
aşkın bizi olmazdı. sen başka severdin ben başka. ben elmayı severdim, sen narı.
ikimizde meyve severdik ama başka severdik. sana hoşçakal demenin ne zor olduğunu sen elmaya sormalıydın, ama sen narı seviyordun. işte böyle karmaşık hisler içinde gözden kaybettik birbirimizi.
dokunacak kadar uzak, konuşamayacak kadar uzak.
aşkın hazzı acı duymaktan geçerken hangi tatmin duygusu ayırırdı seni benden.
hangi gece alıkoyardı beni senden.
başka mevsimlerin yaşattığı o aybaşı karmaşasında hangi kanmışlık vazgeçirirdi beni senden.
neye kanmıştık senle.
sevgi?
aşk?
haz?
aşkı kalıplara koyamamaktı seni sevmek.
sevmenin tanımınını yapamayıp ışıklarda bulmaktı son çareyi.
aşk, tek kişilikti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder