zehir gibi bir şey bu hissettiğim.
genellikle yanlış zamanda alınmış yanlış kararların pişmanlıktan öte yalnızlığın çekilmez yükü..
tanıdığın kişi olmaktan çıkıp lanet bir insan tavrım bundandır..
cesaretsizliğimin belki içimde ölen çocuğun hissizliği ne dersen işte ondandır aslında.
ben olan yanım eksildi de ne yapsam bilemedim ben hani neresinden tutsam benle kalır derken uzaklaştı bir de baktım istesem de tutacak yan kalmamış.
kafamda konuşan insancıklar yetti bana bir süre. sonra onlar da sustu.
susan insanı sevmem ben o yüzden kendimi de sevmem artık. ne çok sustum? nasıl sustum?
nasıl tahammül ettim?
zehir gibi bir şey bu hissettiğim.
damarlarımda gezinen hoş olmayan ama hoş hissettiren uyuşturan bir şey.
en güzelliklerin yaşandığı dokunduğun hissettiğin dönemlerin güzelliği.
yeni kafanın ne güzel olduğunu anladığın zamanlar. acıyla büyüyen bir daha asla sahip olamayacağın yanın uzaklaşırken senden kurtuldum senden derken minicik bir oyuncakta, sokaktan geçen pis bir kedinin gözlerinde, belki çok köşe de kalmış küçük bir küpede, kenarı yırtık bir kağıda yazılmış notlarda kalır o yanın açar bakarsın zehir kalbine ulaşır.. acıdan dolar gözlerin..
zehir gibi bir şey bu hissettiğim.
bitirmek sonuna gelmek değildir. ancak soğuk taşa sen bilinçsizken yatırı veriyorlarsa o zaman biter işte, pamuk falan diyorum yani.
özlemek bir triptir aslında. yani neyin kafasını yaşıyorsun adamım, kişiler özlenmez yaşanmışlıklar özlenir..
sıfırda kaldığın insanı özlemezsin.. yaşamadıysan üç beş anın yoksa nedir yani.
dayanılmaz bir bağ bu hissettiğim.
kalbimin verdiği aklının almadığı..
aklının söylediği kalbimin anlamadığı..
benim konuşup senin sustuğun
sen susarken benim delirdiğim..
http://www.youtube.com/watch?v=8Y61DpvWg5w
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder