hangi sebepten ötürü yalnız kalır insan dediğimiz.
tüm duyuları çalışırken yalnız kalabilir mi?
konuşabiliyorken susabilir mi?
görüyorken kapatabilir mi gözlerini?
ya duyuyorken elini kolunu bağlayıp oturabilir mi?
bunların hepsi yaşamı katletmeye teşebbüs olmaz mı?
sorgularımız yanlış telaffuzların içinde kaybolup gidebiliyor bazen. daha düşünemeden doğru kelimelerin yanlış sıralanmasından ve bir kaç sözcük düşüklüğünden asıl anlam yitip gidiyor. bir de üzerine sizi saçma bir konuma da sürükleyebiliyor.
birini anlamak onu tanımayı mı gerektirir peki?
gerçekten tanıdığımızı iddia ettiğimiz birini anlayamaz mıyız?
peki tanıdığımızı iddia edip bu bahsettiğim saçma konuma sürükler miyiz birbirimizi?
bana kalırsa bir insanı tanıyacak kadar yakın olamıyoruz birbirimize. tanıdığımızı ısrarla tekrarladığımız insanlar sadece tanımak için çaba sarf ettiğimiz ve çabalarımızın sonuçsuz kalmasını kabullenemediğimiz his çemberinin içerisinde çarpışıp duruyor.
küçük çarpışmalar büyük felaketlerin habercisi oluyor sonra.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder