31 Ağustos 2012 Cuma

'öteki tarafın'


http://www.youtube.com/watch?v=SDkJANQWBP4

ne yazacağımı biliyorum ama nasıl başlayacağımı bilmiyorum. 
konuşmaya başlayamamak gibi hani lafları gevelersin konuşmaman gereken şeyleri bile konuşur anlatırsın ama asıl yere gelmez konuşma bir türlü. 
bazen ise bir konuşursun sonra ömürlük susarsın. 
neyse konu konuşmak değil yazmaktı değil mi, devam edeyim öyleyse selamlaşma olarak kabul et bir kaç satırlık yazma girişimimi.

eylül gelmiş bugün hava bir selamladı. ey ahali ben geldim hazır mısın dedi sanki. şimdi akıllara zarar ben geldim mesajını verdi ya iki gün geri durur. sonra işte canım sonbahar gelir. güzelleşiriz belki, daha derin bakar gözlerimiz belki hatta belki anlamlı bakarız birbirimize. özlem imaları taşır cümlelerimiz varacağı limana ulaşır da bu defa kurtulur yükünden belki. güzel olur her şey güzel. uzak günlerin acısını unuturuz paylaştığımız tatlı anılarda. 

gel ey sevgili.. 
sarı sıcak akşamların gölgesi sarsın bizi.
gel ey sevgili..
kurşuni renkler doldurmadan semayı titreyen ellerim kavrasın elini.

pek bulutluyum ben bu günlerde bak ha yağdım ha yağacağım derken geçiyor günlerim. hala sınırlarımı zorluyorum, hala dik durma çabalarım sürüyor ama içimdeki ben hasta. insaf diyor bedenim. yüzümü kıskanır olmuş bir de sen gülüyorsun diyor ben ne haldeyim, insaf be. tartışıyorlar biraz beynim kalbimi de alıp gidiyor. iyi anlaşıyorlar artık, tartışma yok aralarında. diklenmiyor ikisi de sakince dinliyorlar birbirlerini. onlarda anladı zaten birbirlerinden başka kimseleri olmadığını.

''en çok sevdiğiyle sınanırmış insan''
sınavın sonuna geldim artık bence. yani yetmez mi ki artık.

dedi.. 

http://www.youtube.com/watch?v=YLRZ4wy5OAU

26 Ağustos 2012 Pazar

APTAL (kalpçik)

kocaman bir yolun ortasında durmuş etrafına bakıyordu. gidecek bir sürü yol vardı etrafında karar veremedi. bir yol çok kalabalıktı arka arkaya sıralanmışlardı girmek gereksizdi. karar vermek hiç bu kadar zor olmamıştı onun için. bir rüzgar esti tam o sırada serinleyeceğini düşünürken yaprak ters döndü. o  ve minik karınca kolonisi yere düştüler

işte böyleydi hayat kendi çıkmazlarımız içinde kararsızlıklar yaşıyorduk. sonra olmadık bir şey bizi yaprağımızdan ayırıyordu. asıl hayatın farkına varmadan ya ilk avcının avı oluyorduk ya da güvensizliğin verdiği korkuyla hayatımızdan vazgeçiyorduk.

böcek olmayı kabullenmekti aslında sorun. bir kabullensek bunu düştüğümüz yerin önemi olmazdı. hepimiz aptal böceklerdik. kabul edemedik, ezildik. 

aklımız var dedik düşünürüz dedik, kendini kanatlı karınca zanneden pirelerin altında ezildi hamam böcekleri. 

azmimiz var 3 ay çalışır 9 ay yatarız dedik karınca sandık kendimizi oysa ki cırcır böceğiydik hepimiz. boş laflar etrafında büyülendi gözlerimiz.

aklımızın yetmediği yerde duygularımız var dedik. kalbin işine akıl karışmaz dedik. karga bu hep burnu bokta olmaz dedik. kalp yetmezliği salgındı bizi de sardı bilemedik.