Zamanın ne kadar hızı geçtiğini anlamak lazım..
Bunu doğum günümden 2 gün önce fark etmem ve bu yazıyı yazmam biraz tuhaf tabi ama olsun daha çok gencim nihayetinde.
zaman sendromu yaşamıyorum yani. söyleyecek iki çift lafım var ondan geldim.
kendime yazmıyorum bu yazıyı alınması gerekenlere ithafen...
görüyorum ki zamanı erteleme çaban boşa çıkmış.. gülüyorum..
sınırı olmayan bir şeyi erteleme de nedir? sen kaybettiğinle kalırsın..
şunu yapacağım ama şundan sonra - hıhı çok beklersin yaşın kemale erer sen de hala şu şu der kalırsın..
kendine mazeret uydurursun, farkındasındır ama reddedersin ya da daha fenası olur; bilirsin ama bildiğinle kalırsın.
bir şeyi yapmaksa kararın vazgeçme derim.
gerçekten kararlı olduğun bir konudan bir anda vazgeçtiysen korkuların ve kaygıların yüzünden yıllar sonra gelir bulur seni, inanamazsın..
beyninin kıvrımlarında saklanmıştır yıllarca..
önüne çıktığında yaşayacağın hayal kırıklığını tahmin ettim, ben bile nasıl üzüldüm!
ah hele güzel egonun sarsılmasını gördüm şimdi, içim titredi!
kaçırdığı her an yıkımdır insan için.
senin için.
benim için.
gel vazgeç bundan. aynaya bak bir.
değişim yapsan ya hayatında..
kendini çöpe atsan. sonra o çöp yansa ve küllerinden bambaşka doğsan ya. ama yine bir o kadar sen olarak.
mutlu olmak için gülmek için birazcık güldürmek için.
ooff ne çok laf.. laf diyorum çünkü;
her fırsatta vazgeçen,
mazeretlerinin içinde boğulan,
kendisiyle birlikte kimsenin kıymetini bilmeyen
sana, ben ne desem boş...
26 Mayıs 2012 Cumartesi
18 Mayıs 2012 Cuma
ah bir gülsen
sesler duyuyorum nereden geldiğinin veya nereye gittiğinin önemi yok..
sıkıntıda insanlar.. mutsuzlar.. mutsuz oluyorum.
yakıştıramıyorum onlara ölüm gibi bir şey bu.. monoton yaşam biçimlerinin içerisine sıkışıp kalmış her şeyden bir haber yaşayan canlı varlıklar oluyoruz.. yürüyoruz ama yanlış bir yere gidiyoruz..
seslerini duyduğum gibi sesimi duymuyorlar ama duysalar da yakıştırmıyorlar kendilerine..
mutlu olduklarını sandıkları bir kaç şey söylüyorlar bana hepsi maddi, hepsi çıkar..
maneviyattan bahsediyorum anlamıyorlar. sanki yeni bir söz türetmişim gibi bakıyorlar yüzüme. en içten sarılmaları bile çıkar üzerine kuruyorlar. kadının erkekten, erkeğin kadından herkesin birbirinden çıkarı var olmuş..
inanmıyorum böyle olduğuna dostuma sarılıyorum.. o da bana..
aklından neler geçiyor bilmiyorum(!) ama bir farklı sarıldın bana diyor içim gülüyor.. demek ki yaşayan bir şeyler var hala diyorum umudum tavanlarda.
sonra üzüyorlar beni..
çünkü sarılmanın etkisi kısa sürüyor.. süslü cümlelerin ardında kalıveriyor her şey..
yok sitem etmiyorum ben sadece neler görüyorum onları yazıyorum..
birbirini dinlemeyen insanların gözlerindeki manasız bakışların sevimsizliğinden bahsediyorum.
aynaya bakmaya cesaret edememeli bu insanlar diyorum içimden.. görecekleri şey güzellikten yoksun..
mutsuz, umutsuz, yıkık.. hani derler ya ölmeden mezara konmuş gibi.. hayat kavgası, para gayesi ne hallere sokmuş bizi..
genel insan profili budur gözümde..
sonra geliyorum kendime.. daha 22 yaşında olmanın heyecanından kaynaklanan bir umut var belki..
ondan bu her şeyin üstesinden gelebilirim düşüncesi..
ama düşman değilim bu fikre..
hani herkes güzelliği görebilse istiyorum..
mutsuz olmak için zorladığınız kadar zorlamazsınız kendinizi mutlu olurken..
gülümsemek zor zanaat değildir yani.. surat asmak için gösterdiğiniz özel çaba gerekmez.. gülünce güzelleşirsiniz.. ve gülünce karşınıza iyi ki gülmüşüm diyeceğiniz bir şey çıkar mutlaka..
hayatım boktan ne diyor bu kız diyorsunuz belki şuan..
elinizde, cebinizde veya yanınızda olmayabilir..
kalbinize ve ruhunuza bir şans verin..
hayata gülümseyin.. bana yaptıklarına gülüyorum dercesine..
sıkıntıda insanlar.. mutsuzlar.. mutsuz oluyorum.
yakıştıramıyorum onlara ölüm gibi bir şey bu.. monoton yaşam biçimlerinin içerisine sıkışıp kalmış her şeyden bir haber yaşayan canlı varlıklar oluyoruz.. yürüyoruz ama yanlış bir yere gidiyoruz..
seslerini duyduğum gibi sesimi duymuyorlar ama duysalar da yakıştırmıyorlar kendilerine..
mutlu olduklarını sandıkları bir kaç şey söylüyorlar bana hepsi maddi, hepsi çıkar..
maneviyattan bahsediyorum anlamıyorlar. sanki yeni bir söz türetmişim gibi bakıyorlar yüzüme. en içten sarılmaları bile çıkar üzerine kuruyorlar. kadının erkekten, erkeğin kadından herkesin birbirinden çıkarı var olmuş..
inanmıyorum böyle olduğuna dostuma sarılıyorum.. o da bana..
aklından neler geçiyor bilmiyorum(!) ama bir farklı sarıldın bana diyor içim gülüyor.. demek ki yaşayan bir şeyler var hala diyorum umudum tavanlarda.
sonra üzüyorlar beni..
çünkü sarılmanın etkisi kısa sürüyor.. süslü cümlelerin ardında kalıveriyor her şey..
yok sitem etmiyorum ben sadece neler görüyorum onları yazıyorum..
birbirini dinlemeyen insanların gözlerindeki manasız bakışların sevimsizliğinden bahsediyorum.
aynaya bakmaya cesaret edememeli bu insanlar diyorum içimden.. görecekleri şey güzellikten yoksun..
mutsuz, umutsuz, yıkık.. hani derler ya ölmeden mezara konmuş gibi.. hayat kavgası, para gayesi ne hallere sokmuş bizi..
genel insan profili budur gözümde..
sonra geliyorum kendime.. daha 22 yaşında olmanın heyecanından kaynaklanan bir umut var belki..
ondan bu her şeyin üstesinden gelebilirim düşüncesi..
ama düşman değilim bu fikre..
hani herkes güzelliği görebilse istiyorum..
mutsuz olmak için zorladığınız kadar zorlamazsınız kendinizi mutlu olurken..
gülümsemek zor zanaat değildir yani.. surat asmak için gösterdiğiniz özel çaba gerekmez.. gülünce güzelleşirsiniz.. ve gülünce karşınıza iyi ki gülmüşüm diyeceğiniz bir şey çıkar mutlaka..
hayatım boktan ne diyor bu kız diyorsunuz belki şuan..
elinizde, cebinizde veya yanınızda olmayabilir..
kalbinize ve ruhunuza bir şans verin..
hayata gülümseyin.. bana yaptıklarına gülüyorum dercesine..
12 Mayıs 2012 Cumartesi
Resminle bakıştık bugün.. sertti bakışların sevmedim.. gözlerinin derinliklerinden bir serzeniş aldım.. belki fotoğrafı çektirirken şöyle dur abi yok olmadı abi böyle dur diyen elemanın yüzündendi bilemedim.. fotoğraf eski haliyle ama bir şeyler aynı kalmış sanki.. bir yükün ağırlığı kalmış derinliklerde.. belki paylaşamamanın verdiği hüzün kalmış.. yine var mıdır acaba o? sanki çok zaman olmuş gibi.. konuşamadıklarım kalmış içimde belli.. e madem içinde kalacaktı niye konuşmadın ağzını mı bağladılar demezler mi adama? ben olsam daha ağırlarını derdim belki..
Belki demezdim..
Al işte yine çelişki.. hayatım bu olmuş benim kurtuluş yok galiba.. ama ben diyorum ki çelişkiler insanı iki yüzlü yapar.. hani konuşmazsın dersin ki üzülmesin kırılmasın diye konuşmadım.. sonra vicdan denen bir şey var mı bilinmez varsa onunla birlikte başını yastığa koyduğunda gerçekten bundan mı dersin çat diye cevabı vurur alnına.. o zaman anlarsın ki başkaları kandırmak kadar kolay olmayacak kendini kandırmak.. onlara gösterdiğin yüzü göremeyeceksin aynaya baktığında.. saçma sapan zamanda saçma sapan bir kafayla, iki arada bir dere de yazacaksın yazını.. birileri okuyacak, çıldırmış olmalı diyecekler.. bir başkası oof zamanım yok diyecek.. bir başkası okuyacak anlamadım ama var bu yazıda gizli bir şey diyecek.. ama bir kişi açacak bu yazıyı sonuna kadar okuyacak. bazı cümleleri iki kez okuyacak peş peşe.. sonra bitmesin isteyecek.. kendini bulacak yazıdan çıkaracak..
Zamanın birinden kopup gelmiş saçma yazılar yazıyorum. sayfalar dolusu, defterler dolusu.. okuyucusunun olmaması canımı acıtıyor.. kapatıyorum yazılarımı.. sen kendini bulup çıkarabildiysen her kelimesi farklı yerde olan yazıdan kaçışın yok bendensin..
Sen de yaz iki satır.. bir kere de kalemimiz savaşsın....
8 Mayıs 2012 Salı
ben de geldim!
bende sıkılıyorum çoğu kez doğrudur..
bir de buralarda yazayım konuşamadıklarımı dedim toplandım geldim.. neler yazarım neler.. ne hikayeler anlatırım sizlere.. hayal dünyasında yaşıyorum hissine kapılmamam elde değil..
bazen diyorum ki yanlış yerdeyim ben.. ne bileyim hani şöyle ayaklarımızın yere basmadığı yerler tercih ederdim.. yani ayaklarımız yere basmasın derken kastettiğim uçalım falan değil tabii ki.. sorumluluk-dert-tasa-cart-curt olmasa hani diyorum.. çok şey istiyorum..
hayal etmenin sınırları var mıdır peki? yoktuuur diyen sesler duyuyorum küçük veletlerden her neyse tabii vardır arkadaş olmaz mı! komik olmayalım yani.. hayal kura-kura uyursun mesela sonuna gelmişsindir, hayal kurduklarının aslında geçmişi devam ettiren bir siluet olduğunu kabullenip sızıp kalmışsındır. sınırı daha orada çekmişsin zaten.. hayallerde geçmişin ne işi var lan! zaten beceriksiz olduğumuz bir konu bu daha da saplantı haline getirmekteki amaç nedir bilinmez.. şuan kendimle konuşuyorum sanırım -lan diyerek hitap ettiğimde kendim olmakla birlikte -küçük velet, ergen ayakları fobim de beni yansıtıyor olmalı.
peki ilk yazım böyle mi olmalıydı. olacağı varmış demek ki deyip kadere boynum kılan ince moduna sığınır da giderim belki.
belki gitmem..
ha bir de tiyatro candır. lafa bakınız: boğazımıza kadar bok içerisindeyiz, ondan başımız bu kadar dik..
harbiden bir bokluktur aldı başını gidiyor..
kurtulmak lazım kurtulmak...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)