17 Haziran 2015 Çarşamba

yolda

Günlerin çılgınlar gibi akıp gittiğini hepimiz söyleriz. Zaman hiç durmadan akıyor ve aslında farkına bile varmadığımız bir zaman algısının içinde koşturup duruyoruz hepimiz.
Sonra bundan vazgeçip ne olduğunu anlamadan yaşayıp geçtiğimiz yılların çokluğu ile övünmeye başlıyoruz. Yaşımızın getirdiği yığıntı övünç kaynağımız oluyor birden.
Ben buraya nasıl geldim, neden geldim ve ne yapıyorum sorgusundan çok deneyimlerimiz göz doldurmaya başlıyor.
İçi boş yaşamlarımız içinde bir de kendini hiç olmadık bir yerde ortaya çıkaran ve sizi inanılmaz zor dar bir çemberin içine tıkanlar oluyor.
Hep çevresel faktörlerin içinde boğuluyoruz,
çünkü sizin deniziniz onların ki kadar derin değil.
Kendi sularınızda güvendesiniz, lakin bunun için gerçekten kendiniz gibi davranmanız gerekir.
Başka bütünler kendi yarımlığınızdan daha küçük olabilir. Bunu anlamak mümkün değil.
Kendi yolunuzdaki inanç tam da bu sebepten önemlidir.
Yolda yanınızı aldığınız bir kitap size o yolu zehir edebilir, bu okumaktan vazgeçmek anlamına gelmemeli tabi. Sadece bir daha kendinizle baş başa kaldığınızda size kendiniz gibi hissettirmeyecek seçimler yapmamanız gerektiğini öğretmeli.
ve bazen o yolda durup dinlenmeli.